Ko-Pvp FoRum


    Beşiktaşın Kuruluşu ve Kuruluş Süreci

    Paylaş
    avatar
    Casp3r
    Admin

    Mesaj Sayısı : 170
    Points : 494
    Kayıt tarihi : 09/03/10

    Beşiktaşın Kuruluşu ve Kuruluş Süreci

    Mesaj  Casp3r Bir C.tesi Nis. 03, 2010 3:06 pm



    Sarayın baskıları

    1900 başlarıydı. Spor, hele futbol Osmanlı Devleti için henüz tam anlamıyla önem kazanmamıştı.

    Güreş başta olmak üzere okçuluk, binicilik gibi klasik ve geleneksel dalların dışında askeri okullarda kılıç (eskrim) jimnastik ön plandaydı. Ancak spor programlı biçimde ele alınmıyordu. Sporun temel oluşuma sahip olması, kulüplerin kurulması ve faaliyete geçmesi de siyasal nedenlerle mümkün değildi. Saray, her türlü toplantı ve gösterinin ya sağını uyguluyor ve özetle gençler spor yapmak imkanın dan mahrum kalıyordu.

    Yasak ve baskılara karşın gençler yine bir araya gelecek, yabancı ve azınlıklara tanınan serbestliğe ulaşmak çabası içi ne gireceklerdi. Yasak ve baskı dinlemeyenler Îstanbul’un çeşitli semtle rinde birleşmeye başlamışlardı. Spor sevdalısı Beşiktaş’ın ilk öncüleri 1900 başlarında harekete geçecekti.

    1902 yılının Kasım ayında semt gençleri Serencebey’de bir araya gelmiş ve kulüp kurmaya karar vermişlerdi. 26 genç 1903 yılının Mart ayında bu amacı gerçekleştirecekti.

    Beşiktaş doğuyor

    Serencebey Osman Paşa konağı işte böylesi ne bir ortamda “Kara Kartal”ın doğuşuna tanık olacaktı. Medine Muhafızı ve Şeyhülharem Osman Paşa’ nın iki oğlu Hüseyin Bereket ile Mehmet Şamil Efendi de bu temele harç koyan “Beşiktaş”lıydı. Ahmet ve Mehmet Ali Fetgeri, Nazım Nazif Bey, Behçet, Haydar, Şevket Cenani, Mah mut Naci, Cami Baykurt ve Şerafettin Bey’in atılımına, ileriki dönemde diğer isimler de katılacaktı.
    Kimler yoktu ki, Kartal’ın kanatlarında?

    İlk şehit pilotumuz Fethi Bey, Trakya bağımsızlığının önderlerinden Fuat Balkan, Refik Bey, Mazhar Kazancı, Ziyaeddin Karamürsel, Beyoğlu Mutasarrıfı Muhittin Paşa (Akyüz) ve diğer paşalar yani Şükrü Paşa, Müşir Fuat Paşa, Kılıç Ali ve Ahmet Paşa…

    Osmanlı Devleti’nin önem 11 bürokratlarından Osman Paşanın, öncülere idmanlar için tahsis ettiği konağı, çok sayıda spor dalının bir arada uygulandığı ilk spor merkezi olarak nitelemek mümkündü.

    Osmanlı İmparatorluğu’nun daha önceki dönemlerinde çeşitli kentlerde görülen “Spor Tekke”leri çalışmaları, Osman Paşa konağında bu kez daha çağdaş ama gayri-resmi olarak uygulanıyordu.

    Öncelik verilen dallar güreş ve barfiks içeren jimnastikti. Ayrıca halter ve boks da ele alınıyordu. Sporla böylesine iç içe olmak giderek semt gençlerini Osman Paşa Konağı’ndaki kulübe çekecekti.

    Kartal sorgulanıyor

    Halkın ilgisi arttıkça kulübün çalışmaları daha bir ağırlık kazanıyor ve artık bir yönetmelik çerçevesinde üstelik planlı-programlı çalışma mecburiyeti ortaya çıkıyordu.

    Artık bir “nizamname” hazırlanması şart olmuştu. îlk satırlara Medine Muhafızı ve Şeyhülharem Osman Paşa’ nın oğulları başlayacak ve diğer üyeler de devam edecekti. Türkiye’nin en saygın, en büyük kulüplerinden biri Osmanlı döneminde doğuyordu.

    Reis Mehmet Şamil Osman Bey olmuştu. Hüseyin Bereket Bey Umumi Katip (genel sekreter) görevini omuzlamıştı. Diğer üyeler de spor hocaları olarak gençleri yetiştirecekti. Bu anlayış Fenerbahçe ve Galatasaray ile daha sonra doğan diğer Türk kulüplerinde de vardı.

    Ama Beşiktaş bu anlayışı dallara bölerek ve her birinin başına döneminin en yetenekli hocalarını getirerek başlatmıştı.

    Beşiktaş karakolda

    Osman Paşa konağında gençlerin çalışması “acaba spor adı altında başka emel peşinde mi koşuyorlar?” sorusunu gündeme getirdi ve bir gece baskın yapılarak sporcular karakola çekildi

    Güreşin başındaki Ahmet Fetgeri, kısa zamanda gençleri bir araya getirmişti. Mehmet Ali Fetgeri ise jimnastik dalından sorumluydu.

    Nazım Bey de gülle ve halterle meşgul oluyordu. Ne var ki, Osman Paşa konağının gençlerle dolup boşalması dönemin baskı yönetimi için hayli dikkat çekici olacaktı. Gençler, konakta spor çalışmalar adı altında acaba başka emeller peşinde mi koşuyordu?

    Yıldız Sarayı’nın gözü Beşiktaş’ın üzerindeydi. Saray her hareketi dikkatle izliyor ve durumu kontrol ediyordu. Önce Beşiktaş’ın saraya mensup kişilerine “usulüne uygun” biçimde telkinde bulunulmuş ve onlardan bu sevdadan vazgeçmeleri istenmişti.

    Beşiktaşlılar bu uyanları dikkate almamışlar ve çalışmalarına daha bir istek ve gayretle devam etmişlerdi. Bir cuma günü, beklenen baskın gerçekleşecek ve sporcular idman sonrası doğruca Hasan Paşa Karakolu’na çekilecekti. Sorgu üstüne sorgu yapılarak soruşturma dosyası tamamlanacaktı.

    Daha önce söylediğimiz gibi, Beşiktaşlılar saraylıların kulübüydü. Paşazadeler de burada idman yapıyordu. Dolayısıyla onlar, saray mensubu diğer aile fertleri ve babalan üzerinde etkili olacaklardı.

    Hasan Paşa Karakolu’nun soruşturmasını rafa kaldırtan kişi saray üzerinde son derece etkisi olan Seryaver Mehmet Paşa idi. Onun karşı çıkması ile Beşiktaşlı gençler, büyük ceza almaktan kurtulmuşlardı.

    Padişah nasıl ikna edildi?

    Seryaver Mehmet Paşa Beşiktaşlı gençleri büyük ceza almaktan kurtarmıştı ve Padişahı bu çalışmaların saraya karşı olmadığını aksine gençleri siyasetin dışına çektiğini açıkla***** yumuşatmıştı

    Hasan Paşa Karakolu’nun soruşturmasını rafa kaldırtan kişi saray üzerinde son derece etkisi olan Seryaver Mehmet Paşa idi. Onun karşı çıkması ile Beşiktaşlı gençler, büyük ceza almaktan kurtulmuşlardı.

    Mehmet Paşa ile diğer etkin kişiler, kulüp adının tespiti üzerinde durmuşlar ve sonun da “Beşiktaş Terbiye-i Bedeni ye” adında birleşmişlerdi.

    Kuşçubaşı devrede

    Saray Kuşçubaşısı Behçet Bey de devreye girmiş ve gençlerin spor faaliyetleri ile topluma faydalı olacaklarını üst kademeye ifade etmişti. Behçet Bey”in saray çevresi üzerinde etkisi fazlaydı ve padişaha da sporun toplum sağlığı açısından taşıdığı önemi anlatmıştı. Bu çalışmaların saraya karşı olmayacağı, aksine gençlerin siyasetin dışında kalarak, enerjilerini olumlu yönde geliştirecekleri düşüncesi ikna edici olmuştu.

    Sarayın yumuşak ve olumlu bakışından cesaret alan önemli mevkilerdeki diğer kişiler de spor faaliyetlerinin içinde olmaya başlamıştı. Muallim Refik Bey dönemin en büyük eskrimcilerin den biriydi. Kenan Bey ise Abdülhamit’in özel muhafızlığı görevini üstlenmişti. Bu isimlere Şeref Bey’den sonra ilginç bir isim daha katılacaktı: Hasan Paşa Karakolu Komiseri.

    1903 yılında İtalya’dan gelen eskrimciler sarayda padişahın huzurunda bir gösteri yapmışlardı. Yıldız Sarayı’ndaki bu gösteride iki Beşiktaşlı padişah tarafından tebrik edilecekti. Bu iki Beşiktaşlı eskrimci Fuat Bey (Balkan) ile Refik Bey’di. (1903) Beşiktaşlı eskrimcilerin İtalyan sporcular karşısında galip gelmeleri hem sarayı hem de kulüp mensuplarını memnun etmişti. Saray, Beşiktaşlıların Terbiye-i Bedeniye Kulübü’ne artık başka gözle bakıyordu. İsim tescil işlemi Meşrutiyetin ilanı, Beşiktaş için de yeni ufuklar demekti. 3 Ağustos’ta Cemiyetler kanunu yeni bir görünüm kazanınca, Beşiktaşlılarda tescil işlemine girişmişti. Kulübün resmi tescil işlemleri hazırlanırken, yeni isim de tespit edilmişti: “Beşiktaş Jimnastik Kulübü” Fuat Balkan ve Hüseyin Hüsnü Beyler Beşiktaş Jimnastik Kulübü’nün nizamnamesini, Mazhar Kazancı Bey dilekçesini imzaladılar.

    Kartal yuvasında

    Dilekçe Beyoğlu Mutasarrıflığı’nın Cemiyetler Defteri’nin 468′inci sayfasına 26 Ocak 1910 tarih ve 1760 numara ile kaydedilmiş ve 185 sayılı tescil belgesi ile tasdik edilmişti. Kuruluşu böylece resmiyet kazanmış olan Beşiktaş Kulübü Akaretler Şair Nedim Caddesi’ndeki Sulh Mahkemesi binasında bir süre faaliyet gösteriyor, daha sonra Akaretler’deki 84 numaralı binaya taşınıyordu.

    Bu binanın arkasındaki alan 600 altın harcanarak spor yapmaya elverişli hale getirilmişti.

    Cemiyetler kanununa göre resmiyet kazanan kulübün seçilen ilk yönetim kurulu Şükrü Paşanın başkanlığında şu kişilerden oluşmuştu : Ziyaeddin Karamürsel, Şevket Cenani, Ahmet Paşa, Mazhar Kazancı, Fuat Balkan, Ahmet Fetgeri, Hüseyin Hüsnü.

    Kuruluş amacı

    Kulübün kuruluş amacı ilk nizamnamenin birinci maddesinde şöyle ifade edilmişti: “Bir çöküş ve düşüş dönemine giren soylu neslimizin yok olmaması için, lüzumu açık ve besbelli olan beden eğitiminin medeni ülkelerce kabul edilen akla ve fenne uygun usullerin uygulanmasıyla Avrupa’da atalar sözü hali ne getirilen Türk kuvvetini yeniden diriltmektir.”

    Futbol aşkı alevleniyor

    Beşiktaş Kulübü’ne futbolun girmesi ise 1910′lu yıllarda mümkün olabilmişti. 8 kişilik yönetim kuruluna ek olarak kulübün sportif çalışmalarını yönlendiren uzmanlar kurulu olarak tanımlayabileceğimiz bir de öğretmenler kurulu teşkil edilmişti. Çalışmalar futbolun dışında yoğun bir şekilde devam ederken, gençlerin giderek bu spor dalının cazibesine kapıldığı görülecekti.

    Cazibe bir “alev”le yayılmıştı. Taşkışla’daki yangının alevlerini Valideçeşme’den gören gençler, o yöne giderken futbol oynayan İngilizleri görmüşlerdi. Taşkışla’yı saran ateş söndürülmüş ve alevler durulmuştu. Ama futbol alevi Beşiktaş’ ı sarmış ve kulübe topun ateşi düşmüştü. Söndürmek mümkün değildi bu ateşi ve yayıldıkça yayılıyordu.

    Topun çekiciliğine kendini kaptıran gençlerden Katip Tevfik daha da ileri gitmiş ve İngilizlerin uzun vuruşu ile kulüp alanına düşen topu kapıp kaçmıştı.

    İlk toplarını çaldılar

    Artık onların da bir topu vardı ve sıra oynamaya gelmişti. Top Valideçeşme’deki Refik Osman Bey’in bahçesine saklanıp emniyet altına alınmıştı. Beşiktaşlı gençlerin ilk futbol topu buydu ve tabi ki, güvenle korunmalıydı.

    Bu arada semtin diğer gençleri aralarında kurdukları karma takımlarla Kağıthane , Kadıköy sahalarında maçlar yapıyorlardı. Beşiktaş’taki bazı gençler de aralarında “Harika”, “Barika”, ve “Kuvvet” adlarında takımlar oluşturmuşlardı.

    Kaynak giderek büyüyordu. Bu arada semtte daha önce kurulmuş bulunan Valideçeşmesi ve Basiret takımlar da sempati toplamaya başlayacaktı. Aralarında bulunan ve Şeref Bey olarak anılan Ahmet Şerafettin, Valideçeşme takımının kurucusuydu. Bu takımda yine çevrenin önde gelen isimleri olan Asım, Şair Kazım, Selahattin, Dr. Mehmet, Askeri Hakim Hakkı, Alaattin ve Şeref Beyler oynuyordu.

    Beşiktaş çığ gibi.

    Şeref Bey’in başkanlığında 1911′de Basiret yöneticileri Futbol Şubesi’ni kurdular. Büyük Beşiktaşlı Şeref’in de gelişiyle Kara kartal ilk futbol kadrosunun temelini attı

    Şeref Bey’in içinde filizlenen büyük ideal giderek paylaşılmaya başlanmıştı.

    Beşiktaş semtinde doğan bu futbol potansiyelini Beşiktaş Kulübü bünyesinde birleştirmek, Beşiktaş’ı, Galatasaray, Fenerbahçe, Altın ordu idman yurdu takımları ile mücadeleye sokmak isteği artmıştı. Çünkü futbol Galatasaray ile 1905 Fenerbahçe’de 1907′de gerekli temele kavuşmuştu…

    Böylece Şeref Bey Başkanı bulunduğu Valideçeşme’ nin yanı sıra Basiret’in yöneticilerini de ikna ederek, futbol şubesini kurup canlandırmak amacıyla Beşiktaş Kulübü’ne katıldıklarında yıl 1911′di.

    Beşiktaş genel spor kavramları ile oluşan kulüp anlayışına gerekli bir branşı dahil etmişti. Büyük Beşiktaşlı Şeref’in gelişi ve bu iki kulübün katılışı ile Kartal, ilk futbol kadrosunu kuruyordu: “Resul - Rıdvan Behzat -Dr. Sabri -Şair Kazım, Balta limanlı Sadi - Dr. Mehmet, Asım , Şeref ,Dr. Ali, Fahri”

    Bu takımın ilk malzemeleri bağış yoluyla, kulübe sempati duyan îpekçi Ihsan tarafından sağlanmıştı.

    Futbol kadrosu kısa zamanda hızla genişlemiş ardı ardına ikinci ve üçüncü takımlar kurulmuştu.

    Çalışmalar, Akaretler’deki binanın arkasında aralıksız sürdürülüyordu. Futbol, uygulanışı, katılım oranı ve seyir çokluğu ile birdenbire öteki dalların önüne geçecekti. Şeref’in yön vermesiyle bu başarı kazanılmıştı. Şeref’in kaptanlığı altında kurulan kadroda ise şu futbolcular vardı: “Şeref, Refik Osman Top, Nazmi Öktem, Adil Bey, Hüsnü, Andon, Haluk Orhan, Manuk Bey’ler, Nuri Akkuş”

    Ancak bu ilerleme diğer dalları huzursuz edecek ve Şeref Bey üç yıllık emeğinin sonun da kulüpten ayrılacaktı.

    Onunla birlikte kendisini seven bazı futbolcular Şişli’de ki Sebat Kulübü’ne gitmişlerdi. Eski Beşiktaşlılardan kurulu kulüp, Beşiktaş’a karşı oynadığı maçı 3-2 kazanmış ama bu sonuç küskünlüğün ortadan kalkmasına neden olmuştu. Şeref Bey, zaten kalben bağlı olduğu yuvasına dönmüştü.

    Duraklama devri

    Birinci Dünya Savaşı’nın çıkmasıyla Beşiktaş faaliyetlerine bir süre ara veriyordu. Spor araçlarını bırakıp, silahlarını almıştı ellerine Beşiktaşlı sporcular…

    Önce Şeref Bey yedek subay olarak Romanya’ya vatan görevine gitmişti. Diğerleri formalarını çıkarıp üniformalarını giyecek ve çeşitli vatan topraklarda savaşacaktı.

    Dönenlerin bir bölümü gazi olmuştu. İlk takım tam 8 oyuncusunu bu ülke için şehit vermişti.

    Onlar sadece Beşiktaş’ın değil ülkenin yüreğinde yaşamaya devam edeceklerdi . Savaş döneminde futbol çalışmaları yok denecek kadar az olmuş ve kulüp bir ara Köyiçi’nde Rus Kilisesi karşısındaki geniş salonlu binaya taşınmıştı. Talihsizlikler ardı ardına geliyordu.

    1918′de Mondros Müzakeresi döneminde ise kulübün, işbirlikçi talancılar tarafından yağma edilmesi ile o güne kadar kazanılan şilt, kupa ve madalyalar da bu soygun da yok olmuştu.

    Ama gidenlerin yerine, yenilerini alabilecek kadar güçlü ve inançlıydı Beşiktaşlılar… Müzakere ile birlikte geri dönen Şeref Bey, hemen hemen her yönüyle zayıflayan Beşiktaş’ı yeniden ele alıyor ve dağılan futbolcuların bir kısmını da toplayıp, yeni oyuncular bularak yeni takımı oluşturuyordu.

    Forma rengine kara günlerin asla unutulmaması açısından “Siyah” geliyor ve aydınlık günlerin sembolü “Beyaz”la birleşiyordu.

    Ve Beşiktaş ligde

    1919 yılında lige katılan Kara kartal 1921-22 sezonunda şampiyonlukla tanıştı. Siyah-Beyazlılar, oynadıkları 14 maçta hiç yenilgi almadan 10 galibiyet, 4 beraberlikle zirveye çıkmıştı

    1919 yılına kadar lig maçlarına katılmamıştı. Bu tarihte Cuma Ligi, Pazar Ligi vardı. Bunların yanı sıra Şeref Bey de “İstanbul Türk İdman Birliği”ni ve buna bağlı olarak İstanbul Türk idman Birliği Ligi’ni kurmuştu.

    Beşiktaş ilk şampiyonluğunu bu ligde alacaktı (1919). Bunu, ertesi yılın şampiyonluğu takip ediyordu (1920).

    1920′nin Pazar Ligi’nde azınlık takımları vardı ve iki Türk takımı yani İttihat spor ile Beşiktaş bu Pazar Ligi olarak adlandırılan düzenlemeye katılmıştı.

    Pera (daha sonraki Beyoğluspor) ligin en güçlü takımıydı. Mütareke döneminin Pazar Ligi’nde azınlıkların ve yabancıların oluşturduğu Strugles, Makabi, Pera, Dork, Aris, Enosis, Stella, Mayak bu ligde oynamıştı. Takımlarda çok sayıda yabancı uyruklu futbolcu bulunuyor ve Beşiktaş’ın Türk futbolcuları ile bu ligde mücadelesi bu yönden başka bir anlam taşıyordu.

    Fırtına takım

    Döneminde diğer Türk takımlarını zaman zaman yenen Pera ve diğerlerine ilk dersi veren İttihatspor olmuş ve şampiyonluğu kazanmıştı. Beşiktaş ise İttihatspor’a yenilip, Pera ile berabere kalarak ilk sınavını başarı ile vermişti.İttihatspor ile Beşiktaş ligin ilk sırasını almıştı.

    1921-1922 sezonunda Beşiktaş şampiyonlukla tanışmıştı. Siyah-Beyazlılar oynadıkları 14 maçta hiç yenilmemiş ve 10 galibiyet, 4 beraberlikle zirveye çıkmıştı. Zirvedeki Kartal’ın kadro su şu isimlerden meydana gelmişti: Haki - B.Tevfik, Şahap, Refik Osman, Canip, Cevat, Kemal - Şükrü, Arif, Mustafa Kemal, Edip - Faik, Fercani, Rüştü.

    Beşiktaş, Cumhuriyet öncesi katıldığı organizasyonlarda şu sonuçları almıştır:

    1919-1920 İstanbul Türk İdman Birliği şampiyonluğu
    1920-1921 İstanbul Türk İdman Birliği şampiyonluğu
    1920-1921 Pazar Ligi ikinciliği
    1921-1922 Pazar Ligi şampiyonluğu

    Kartal geliyor Kartal

    1924 Paris Olimpiyatları nedeniyle düzenlenen İstanbul Birinciliği’nde Beşiktaş grubundaki takımları yenerek, ilk sıraya çıkmayı başarıyor. Diğer grubun galibi ise Galatasaray oluyor

    1924 Paris Olimpiyatları nedeniyle Türkiye Birinciliği’nin düzenlenmesi gündeme gelmişti.

    Kısa zamanda alınan bu kararla İstanbul Birinciliği düzenleniyor ve Beşiktaş grubundaki takımları yenerek birinciliği elde ediyordu.

    Diğer grubun galibi ise Fenerbahçe’yi 3-2 yenen Galatasaray olmuştu. 22 Ağustos Cuma günü oynanan finalde Beşiktaş Galatasaray’ı 2-0 yeniyor ve 1923-24 İstanbul şampiyonluğunu kazanıyordu. Bu Beşiktaş’ın ilk resmi lig şampiyonluğudur.

    Bir başka deyişle Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk resmi Îstanbul şampiyonluğunu Beşiktaş şu kadro ile kazanmıştır: Sadri - Tevfik, Refik Osman, Bahattin, Cavit, Şahap, Nafi, Abdi, Edip, Fercani, Hasan, Saadet.

    Beşiktaş ezeli rakiplerinden Galatasaray ile ilk defa 22 Ağustos 1924 Cuma günü karşı karşıya gelmiş ve maçı 2-0 kazanmıştı.

    İlk Fenerbahçe maçı da aynı yıl gerçekleşmişti… 28 kasım 1924 Cuma günü oynanan maçta galip gelen taraf Fenerbahçe olmuştu: 4-0.

    Bu sezon ligi üçüncü olarak kapatan Beşiktaş, diğer sezonlarda şu dereceleri almıştı.

    1924-25 sezonunda: Lig üçüncüsü
    1925-26 sezonu: Eleme usulü oynandı ve Beşiktaş elendi.
    1926-27 sezonunda: Lig üçüncüsü
    1928-29 sezonunda: Lig üçüncüsü
    1929-30 sezonunda: Lig üçüncüsü olmuştu.

    Ligden çekildiler

      Similar topics

      -

      Forum Saati Çarş. Ekim 17, 2018 9:40 am